Gazete Saros

“Yıllar sonra bugüne baksam” / İbrahim UYSAL

YAŞAM

Evet, yıllar yıllar sonra bugüne baksam acaba ne görürüm? Bu soruya yanıt verirken bile yeni yeni sorular gerek. Nereden bakıyorsun, baktığın yerler ne kadar tarafsız ve doğru bilgi yüklü mü, çıkar ilişkileri göz önüne alındı mı, gibisinden onlarca soru.

İşte doğru tarih ve kaynak bilgilerin yazılması bu açıdan önemli. Üniversiteler, akademi bu açıdan önemli ve akademisyen ve uzman kişilik bu yüzden her şeyden farklı.

Önceleri Üniversiteler insanlar için ulaşılması zor hedefler idi. Gerçekten bilim yapan ve ülkeye bilimsel kaynak ve olanaklar yaratmaya çalışan kurumlar olarak.

Bugün ise, Üniversiteler ve akademik karoları, akademi ile ilişkisi olmayan bir sürü insan ile doldurulmuş. İş bulmuş ve istihdam edilmiş.

Bazı şeylerin acısı geç çıkar ama kötü çıkar.

Nasıl tarımsal araziler inşaat alanları olarak ranta kurban edilmiş, tarımsal üretici köylünün ekonomik gücü azaltılmış ve tarımdan uzaklaştırılmış, şehirlere ucuz iş günü olarak taşınmış ve "Dünyanın kendine yeten .... ülkesi arasında ilk sıralardayız" diye övünme noktasından, nasıl bir kısım ülkelerden tarımsal ürün getiren ülke durumuna düşmüşsek, satılan fabrikalar, yok edilen tarım alanları, kirletilen su kaynakları ile, doğası kazınmış bir toprak parçası haline gelmemiz çok yakındır.

Dönümlerce orman arazisi yok ediliyor, ağaçlar kesiliyor, tarım alanları kıraçlaştırılıyor, şimdi yetmemiş gibi bir de ZEYTİNLİKLER, MADEN SAHASI " ilan edilmiş.

Biraz da kızgınlıktan kendim dahil herkesle dalga geçmek için söylerim. Ben bu talan kararlarını çıkartanları, bu kararların çıkmasında yardımcı olanları yani ülke topraklarının içine edenleri, kaynakları yok edenleri, kutluyorum. Ayakta alkışlıyorum. Adamlar örgütlü ve ülke kaynaklarını, sizin yaşam alanlarınızı mahvederek elde ettikleri kazançlar ile bu ülkede ya da başka yerlerde kalmış yeşil, doğası bozulmamış yazlık ve kışlık yaşam alanlarından dilediklerini alma olanakları var mı? Hem de nasıl.

Bu insanların senin yaşadığın yer, topraklar ile bir kaygısı yok ki. Senin orası olmazsa, bir başka yer. PARASI İLE DEĞİL Mİ?

Tam Nasrettin Hoca fıkrası gibi. PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR.

Buğdayın %85'ini Rusya'dan, nohutu Kanada'dan alırken acaba fırına verilecek mercimeği de Ukrayna'dan mı alıyorduk?

Doğalgazın %40'ını, Petrolün %25'ini Rusya'dan alıyormuşuz.

Kendi ülke kaynaklarını talan edip, her şeyi dışarıdan alarak daha nereye ve ne kadar gidilecek.

Bir çoğunu kırsal bölgeyi, kırsalı bilmezsiniz, anlatayım. Benim çocukluğumda, Antalya dahil tüm sahil yörelerinde feodal dönemin devlet yapısından, yasal ve yönetim süreçlerinden kaynaklanan sebepler ile bir Ağalık dönemi vardı.

Gerçekten toprakların çoğu öyle ya da böyle Ağaların ya da mirasçıları oğullarının ya da kızlarının idi.

Ağalık muhteşem bir duygudur. Marabalar çalışır, ağa ve çevresi yer. Yetmedi, ağanın topraklarından bir parçası satılır ve harcanır.

Öyle Ağa dediğinde tarla tokat işine de gitmez. Ağalığın da bir raconu vardır. Hatta "Ağalık vermeylen, yiğitlik de vurmaylan, kırmaylan" olur derler.

Ve bir gün gelir ki, ağaların da sonu gelir. Öyle sistem değişikliği ile falan değil. Ağa gibi yaşayan ağalar, kendi sonlarını getirir. Çolu çocuğu sefalet içinde şehirlere amele olmak için göçerken, kendisi de kahrından ölür gider.

Bu aralar tam da ağalar gibi yaşıyoruz ülke olarak.

Bu aralar, tam da ağalar gibi yaşıyoruz ülke siyasileri olarak.

Bu aralar tam da ağalar gibi yaşıyoruz ülke akademiyası olarak.

Elde avuçta ne var ise üç kuruşa satıyor ya da bakımsızlıktan kirletip, atıyoruz.

Dün alâ ile valâ ile Ukrayna'ya girenler, bugün oradaki ülkeleri de dünyayı da bambaşka bir yere sürüklüyorlar. Çünkü kapitalizmin, emperyalizmin amacı kaynakları alıp, satıp parasını da cebine koyup gitmektir.

Afrika bitti, sömürülecek alanlar daraldı, bu kez de sömürü insan kaynağına yöneldi. İnsanların ellerindeki son kaynakları da bir şekilde, "şarkılarla, markılarla" uyutarak, aile içinde sevgi ve saygının içine eden tv programları ile teşvik ederek alıp, sömürüldükten sonra, onlar nereye gider bilemem. Biliyorsunuzdur, uzayda yer arıyorlar.

Kalanlarına ise, "yeşil doğa/çevre" gibi uluslararası projeler ile yaşanacak bir dünya bırakmak için de çalışıyorlar.

Sizler, bizler mi, covidden, movitten ölmezsek, ne mi olacağız? Kahırdan öldürürler merak etmeyin; sizde de, bizde de bu kafa olduğu sürece.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.