“Son çıkışı kim kapattı?” / İbrahim UYSAL

“Son çıkışı kim kapattı?” / İbrahim UYSAL

Eskiden dağ, bayır farketmez bir şekilde bir yol bulunur, yoldan "çıkmamak kaydıyla" sapmalar yapılır ve varılacak yere varılırdı.

Avrupa ve Amerikalılar, harita üzerinden uydudan yol haritasını çizerken, Anadolu topraklarında ise, yolu eşekler bulur, keçiler yapardı.

Bunlar, bu çağa, bilim ve tekniğe uygun olmayan laflar biliyorum ama yaşamın gerçeği de bu.

İlk "uzay yolu" adını, televizyon dizilerinden duymuşsunuzudur ama gerçeğini hiç görmemişsinizdir.

Bunu durum ise, Kartacalı (Tunus) komutan, politikacı Hannibal'ın bileceği ve anlayacağı bir iş hiç değildir.

Alplerde, filleri ile sıkışıp, kaldığında, "Alp Dağlarını aşmanın olanaksız olduğunu" söyleyen komutanlarına:

"Ateşin içinde kalan, ateşe hizmet eder" (Latince: servat reliquias igni comburuntur). O yüzden, "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" (Latince: Aut viam inveniam aut faciam).

Gelelim Anadolu'ya.

"Keçi yolu"na gelmeden önce, bir öyküyü anlatmak isterim.

Atatürk Cumhuriyeti'nin yarı Devletçi, yarı Özel Sektör, karma kalkınma Planlı Ekonomisi, "her mahallede bir zengin yaratacağız" diyen sağ ve sığ politikacılara dar gelmiş, özel sektörün önünün açılması için ellerinden gelen yapılmıştı.

1950'li yıllardır, imar çalışmalarında yol yordam göstersinler, danışmanlık yapsınlar diye Amerikalı mühendisler getirilir.

Durun ya, "önceden yapılan yollar nasıl yapılmış" sorunuza yanıtım var. Hemen Osmanlı aklına geleceklere de bilgi olsun.

Bilindiği gibi yollar, Bayındırlık Bakanlığınca yapılır.

Osmanlı'da da Bayındırlık Bakanlığı vardır, adı da "Umûr-ı Nâfia Nezâreti"dir.

O yüzden eskiden bayındırlık, karayolu mühendislerine Nâfia Mühendisi denilirmiş. Bu mühendisler de, yol yapımında Eşekleri kullanırlarmış. Şaka değil, gerçek.

Danışman olarak getirilen Amerikalı Mühendisler, Türk Nâfia Mühendislerine sorarlar, "Önceleri siz, yolun nasıl yaparsınız?".

O zamanlar, Yol güzergahını belirleyecek alet, edevat (gereç), yetişmiş eleman yok. Bu yüzden de, soru soran Amerikalılara:

Biz, eşeği yokuşa sürer, arkasına bir eleman verir, eleman elindeki şerit metre ile eşeğin ayak izlerine kazık çakar, biz de yön belirleriz, derler.

Amerikalı mühendisler, uygulamayı anlayamayınca, Türk Karayolcu mühendisler olayın özünü anlatır:

Eşekler, % 7 eğimin üstüne çıkmaz, zikzaklar yaparlar. Biz de eşeğin izine kazık çakar, yol güzergahını belirleriz, derler.

Bir Amerikalı için gerçekten garip bir durum ama durum da tam bu. Amerikalıların gülmesi geçince:

İyi de, eşek yolu bulamayınca ne yapıyorsunuz? derler.

Yanıt belli, "Sizleri, getiriyoruz ve danışıyoruz ya!.."

Çoğu kişi öykü ya da romanlarda geçtiğ için, çoğu kişi de dağ, doğa spor ve yürüyüşleri yaptıkları için bilirler:

"Keçi yolu" diye bir kavramı.

Keçiler, inatçı hayvanlardır; dar ve sarp kayalıkların arasından geçmek için mutlaka bir çıkış yolu bulur ve geçip, giderler.

Eeee öykü yazmadığıma göre, bunun bir siyasi duruma selam çakacağını bilenler bilir. Çok üzgünüm ki, son yıllarda yapılan siyaset, tam da budur.

Siyasetin hamalları kendilerini satamadıkları için, siyasetin erbabları hemen bir çözüm bulurlar ve danışmanlar icat edilir.

Oysa Anadolunun yollarında arşınlamamış, kahvesinin en arka köşesinde, şapkasını ayak ayak üstüne attığı dizinin üstüne koymuş partilileri görmemiş adamlar ile, halka politika üretmek çok komik.

O yüzden, ülkem adına yirmi yıldır onca yanlış yapılıyor, birilerinin tekerine "taş değmiyor", yoksul halkım adına her türlü olumsuzluk, yokluk ve yolsuzluk gırla giderken, bir siyasi yapı ülkeyi yönetiyor ise; Nasrettin Hoca'nın yaklaşımı ile, bu durumdan, muhalif seçmenlerin de, yoksul halkın da, bu sürecin sürmesinde, hiç mi kusuru yoktur.

Hem de nasıl.

O yüzden, bir seçim dönemine daha girildi. Siyasetin tüccarları yollara düşmüşlerdir, "yol yapmaya"!..

Onlar kendi yollarını yaparken, ey halkım sen daha ne kadar zaman, yolunu kaybetmeye devam edeceksin?

Yıllardır, bu ülke için, ezilen, sömürülenler için "saçını süpürge etmiş" insanlar ortada iken, yarın ortada olmayıp, emekli milletvekili maaşlarına sarılacakları bulup seçmeyi daha ne kadar sürdüreceksin?

Her şeyi anladım da, seni anlamadım gitti.

Son bir not.

Nasrettin Hoca, kimdir.

Yanıt: Prof. Dr. Mikail Bayram (Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi 1966 mezunu) yaptığı araştırmayla Nasreddin Hoca’nın kimliğini ile ilgili olarak, "Nasreddin Hoca Anadolu Selçukluları zamanında yaşayan, daha çok Türkmen esnaf ve sanatkârlar arasında meşhur olan, Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evren diye tanınan Hâce Nasîrüddin Mahmûd el-Hûyî’dir." der.

Siz, Ahi Evren'i görmezlikten gelerek, Nasrettin Hoca'ya gülmeye devam edin bakalım.

Siyasette, sizden yanaları görmediğiniz gibi.

YORUM EKLE