“Karpuz seçmek ya da aday belirlemek…” / Ulaş DEMİRAY

“Karpuz seçmek ya da aday belirlemek…” / Ulaş DEMİRAY

CHP’de yanlış okumadıysam adaylık için başvuranların sayısı 3500 civarında.. Yine yanlış bilmiyorsam CHP’de görevlendirilen 8 parti meclisi üyesi, bu üyeleri tek tek değerlendirerek adayları belirleyecek. Böylece Halkın iradesi (!) Ankara’da tecelli edeceği için bugünlerde Ankara otelleri tam kapasite ile dolu…
Parti Genel Merkezi’nde her kapıyı çalıp kendini gösterme çabasındaki insanları ya da bir adım öne geçmek için çeşitli kurnazlıkları deneyenleri gördükçe iyi ki zamanında bu sistemin dışına çıkmışım diye seviniyorum. Bilmem sizlerin içine siniyor mu?

***

Aday belirlemenin çok çeşitli yolları var. “En kötüsü nedir?” derseniz “Bundan daha kötü bir yöntem olamaz.” derim… Bu yöntem parti içerisinde dayanışmayı sabote eden, kutuplaştıran, liyakat yerine başka nitelikleri ve yolları öne çıkaran, en kaliteli adayları bile bu yola iteleyip ucuzlatan bir sistemdir. Bu, Edirne’de kimin aday olacağına Edirnelilerin değil Kars’tan PM üyesi olmuş bir kişinin karar vereceği bir saçmalıktır. Bugünkü üye yapısı ile ön seçim de adil sayılamaz ama hiç yoksa görünürde biraz daha demokratik bir yöntemdir. Hele hele bu seçimde, listelerde CHP dışındaki partilerden de aday gösterilmesi gerekecek olursa sonuçta “Seyreyle sen gümbürtüyü.”

***

İyi de nasıl olmalı? Kapıyı her çalanın 10 dakika sonra üye olabileceği bir anlayışla sosyal demokrat parti olunmaz. İkinci SHP döneminden önce kurulan atölyelerde MİLİTAN ÜYE diye bir kavram kabul edilmişti.. Bu üyelerin STK’larda yönetici olarak çalışmış olmaları, parti okullarında eğitimden geçmeleri, üye ödentisini düzenli ödemeleri, seçimden en az 1 yıl öncesinde aday adayı olmaları, bu süreçte parti okullarına devam etmeleri gibi işin ciddiyetine uygun kurallar yaşama geçirmiştik.. Şimdi bakıyorum da Okul Aile Birliği’nde bile bir dönem görev yapmamış olanlar parayı sayıp “Bari gelmişken aday olayım” diyerek bir günde aday adayı olabiliyorlar..

***

Bunun kesin çözümü, Güçlendirilmiş Yerel Yönetimler ve Parlamenter sistemdir. Sadece parlamentoyu güçlendirmek yetmez.. Artık Türkiye, Ankara’dan ne TEK ADAM’la ne de güçlü parlamento oluşturarak yönetilemez. Gerçekten yöresine hizmet vermek isteyen pek çok değerli insan için tek şans, Ankara'da milletvekilliği olmamalıdır. Birikimli insanlar milletvekili olmadan da yerelde etkin, yararlı hizmetler yapabilmelidir. Hemşehrilerinin sorunlarını çözmek için Ankara’lara taşınmak gerekmemelidir.

***

Kısacası Ankara’nın etkin denetim yetkisi dışında yerel yönetimler üzerinde kısıtlayıcı hiçbir yetkisi olmamalıdır. Elbette yerel yönetim dendiğinde bugünkü belediye sistemi ve anlayışı da akla gelmemelidir. Çünkü bugünkü belediyeler de TEK ADAM anlayışı ile kentleri yönetmektedirler. Sadece siyasi partilerin değil Meslek Odaları'nın, sivil toplum kuruluşlarının da etkin ve yetkin olacağı yeni bir sistem elbette şarttır.

***

Neyse… Her seçim öncesi olduğu gibi belirlenen sonuçlara, gösterilen adaylara hep birlikte itiraz edeceğimiz, aday adaylarının hüngür hüngür ağlayacağı günler geliyor. Ama bu ağlayanları ben ayıplarım. Çünkü madem ki karpuz gibi seçilmeyi kabul ettiniz sonuçlara itiraz edip ağlamayacaksınız. Ortalığı velveleye vermeyeceksiniz.

Sonuçlara hiç itiraz etmeyeceğinize şimdiden söz vereceksiniz....

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER