Türkülerle Çanakkale Destanı / Dr. Uğur Özdağlı

Türkülerle Çanakkale Destanı / Dr. Uğur Özdağlı

Türküler o ülkenin bütün duygularını, acılarını, sevinçlerini yansıtır, onun için de bir türküler, ülke hatta bölgeyi tanımak için birer turnusol kâğıdıdır.
Tarihte en önemli zaferlerden biri olan Çanakkale Zaferi, kahraman Türk ordusunun Çanakkale Cephesi’nde verdiği mücadeleyi gösterir. Türk tarihi başta olmak üzere bütün dünya tarihini etkileyen bu zafer, dünya ülkelerindeki güç dengelerini değiştirmiş ve yeniden belirlemiştir.
Çanakkale Cephesi; Anadolu halkına umut, azim ve kararlılık aşılamış, Kurtuluş Savaşı meşalesinin yeniden yanmasını sağlamıştır.

Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale’de, eğitimli, aydın bir nesil kaybettik.
Özellikle Çanakkale Savaşında ortaya çıkan askeri ihtiyaç üzerine henüz askerlik çağına gelmemiş lise, üniversite ve medrese öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakarak cepheye koştu.
Gönüllüler öğrenci ve darülfünun taburları adıyla çeşitli cephelerde savaştı. Mustafa Kemal Atatürk bu kayıpları şöyle ifade etmiştir.
Biz bu vatan için Çanakkale’de bir Darülfünün (üniversite ) gömdük.
Aynı savaşta bir İngiliz general ise “Çekildik… Çanakkale’yi geçemedik ama Türk milletinin genç neslini, eğitimli nesillerini, geleceklerini yok ettik, bellerini zor doğrulturlar.” demiştir.
1909-1914 yıllarında zamanın kanunlarına göre Lise öğrencilerini askere almak mümkün değildi. Dönemin padişahı bir fetva ile 18 yaşını doldurmamış gençlerin askere alınabileceğine hükmetti.
Hicri 1315 miladı 1897 doğumlu 18 yaşını doldurmamış, bedeni askerlik yapmaya engel olmayan gençlerin kıtalara teslim olup kayıt yaptırması istendi.

Hey onbeşli onbeşli

Tokat yolları taşlı

Onbeşliler gidiyor

Kızların gözü yaşlı

Aslan yârim kız senin adın Hediye

Ben dolandım sen de dolan gel beriye

Fistan aldım endazesi on yediye

Tokat türküsü 1315 yılında askere alınan bu gençler için yazılmıştı.

Çanakkale savaşlarında o zaman Sultaniye diye bilinen Galatasaray erkek, Kabataş erkek, İstanbul erkek, Vefa ve İzmir ,Aydın, Erzurum, Edirne ,Çanakkale, Balıkesir ,Bursa , Konya , Adana ,Kastamonu Abdurrahman Paşa , Trabzon, Yozgat, Kayseri , Sivas liseleriyle İstanbul Darül Muallimi. (öğretmen okulu ) ve Balıkesir Darül muallimi öğrenci ve genç öğretmenleriyle savaşa gitmişlerdir.

Kısa bir askeri eğitimle cepheye gönderilen bu gençlerimizin 2500 tanesi kısa süre içinde şehit oldular.
Bugün İstanbul Erkek Lisesindeki tarihi saat 50 öğrencisinin şehit olduğu 03,30’u gösterir.

Kabataş Erkek Lisesi Öğrencileri okulun armasını kırmız siyah renk olarak o zaman seçmiştir,

Vefa Lisesi öğretmenler odası adını Çanakkale’de şehit düşen Fransızca hocası Ahmet Rıfkı Efendi olarak değiştirmiştir.

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale Türküsü, bu gençliği anlatan Kastamonulu İhsan Ozanoğlu’nun sözlerini yazdığı, Muzaffer Sarısözen’in bestesini yaptığı büyük eserdir.
1.Dünya Savaşı boyunca toplam 765 tıp öğrencisinden 346’sı şehit düştü ve geri dönemedi.1915 yılında Tıbbiyeye kaydolan 1. Sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale’de şehit düştü. Bu nedenle Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane 1921 yılında hiç mezun veremedi.
O dönem için cephede elindeki silahlar ile yaralar açanlar değil, bulaşıcı hastalıklarda büyük hasara sebep oluyordu.. Cephe gerisinde tahaffuzhane adı verilen merkezler kuruldu.. Bu merkezler harp öncesi erlerin sağlık kontrolünün ve bulaşıcı hastalıklardan korunmak için aşılamanın yapıldığı yerlerdir. Özellikle aşılama çalışmalarının muharip gücümüzün heba olmasının önüne geçilmesinde katkısı büyük olmuştur. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane öğrencilerinin Çanakkale’de yaktığı bağımsızlık ateşi, bu aziz topraklarda kıyamete kadar yanacak ve iç ve dış düşmanlarımızın karşısında destan olarak duracaktır.

Bir Erzurum türküsü de yine Çanakkale ve Kurtuluş savaşını anlatmaktadır.

Eledim, eledim, höllük eledim
Aynalı beşikte yavrum bebek beledim
Aynalı beşikte yavrum bebek beledim

Büyüttüm, besledim, asker eyledim
Gitti de gelmedi yavrum, buna ne çare
Yaktı yüreğimi canım, buna ne çare

Dumlupınar Denizaltısı'nın Çanakkale Boğazı'nda 1950 yılında geçirdiği bir kaza sonucu batması ve beraberinde tüm filonun şehit olmasının ardından duyulmuş bir türküdür Ah bir ataş ver türküsü. Denizaltında kazadan sonra 81 mürettebattan sağ kalan 22 kişi, denizin derinliklerinde denizaltı içinde mahsur kalmıştır, kurtarma çalışmaları devam ederken sağ kalan 22 kişiyle telefon şamandırası yardımıyla iletişime geçilmiş bulundukları alandaki oksijenin eksilmemesi için kesinlikle sigara içilmemesi, gerekmedikçe konuşulmaması tembihlenmiştir.

Ah, bir ataş ver, cigaramı yakayım
Sen sallan gel, ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direği
Çatal olur efelerin yüreği

Ah, vur ataşı gavur, sinem koyansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direği
Çatal olur efelerin yüreği

Ne yazık ki bütün kurtarma çabalarına rağmen denizaltına ulaşılamayınca kurtarma ekiplerince bu 22 kişiye diledikleri gibi konuşabilecekleri, türkü söyleyebilecekleri hatta sigara bile içebilecekleri anons edilmiştir. Mahsur kalan 22 kahraman denizci bu anonstan sonra Ah bir ataş ver türküsünü söylemişlerdir, bu elim olayın ardından bahsi geçen türkü Dumlupınar Denizaltı'sı olayı ile bütünleşmiş, kim ne zaman nerede bu türküyü duysun aklına hemen kahraman şehit denizcilerimiz gelmiştir.

Bu toprakları canlarını vererek bize Vatan yapanları saygı ve minnetle anıyorum.

YORUM EKLE